Range
/ˈɹeɪnd͡ʒ/Giriş yap, bu kelimeyi “Kelimelerim”e ekle.
Fiil çekimi düzenli
Düzenli fiil — biçimler kurala göre üretilmiştir.
Çeviriler
isim
- silsile
- sıra (dağ/tepe)
- çeşitlilik
- menzil
- aralık (yaş vb)
- mesafe (görüş/atış)
- seri (ürün vb)
- sınır General
- alan (bitki veya hayvanın doğal olarak yetiştiği) General
- poligon General
- uzaklık General
- mera General
- atış alanı General
- alanlar (bitki veya hayvanın doğal olarak yetiştiği) General
- açık alan General
- atış uzaklığı General
- ocak General
- otlak General
- kapsam General
- gidim General
- saha General
- düzen General
- fırın (yemek pişirmeye yarayan üstü ocaklı) General
- dağılım genişliği General
- aralığı General
- istatistik dağılım General
- atım General
- çeşit General
- erim General
- sıra General
- sınıf General
- yayılma alanı General
- alan General
- alt üst sınır General
- aralık General
- hare General
- dağ silsilesi General
- dizi General
- ara General
- bölge General
- yelpaze General
- kuzine/mutfak sobası/fırınlı ocak General
- erişim General
- çekim General
- kapsama (alanı) General
- yetişme bölgesi General
- yetiştiği bölge General
- rütbe General
- mertebe General
- mevki General
- derece General
- kademe General
- tesir sahası General
- etki alanı General
- fırınlı ocak General
- (bir kimsenin) algısının kapsamı General
- (bir kimsenin) bilgisinin kapsamı General
- (bir kimsenin) deneyiminin kapsamı General
- (bir kimsenin) yeteneklerinin kapsamı General
- (özgürce) gezme General
- gezinti alanı General
- dağılım Trade/Economic
- değişmenin alt ve üst sınırları Trade/Economic
- değişebilme alanı Trade/Economic
- değişim aralığı Trade/Economic
- geminin coğrafi yönden işletme bölgesi Trade/Economic
- gemi faaliyet alanı Trade/Economic
- mıntıka Trade/Economic
- tahsis edilmiş sefer bölgesi Trade/Economic
- (ürün/hizmet vb) yelpaze Trade/Economic
- seviye Technical
- alt ve üst sınırlar arası Computer
- seri Computer
- yayılma aralığı Computer
- post veya deriden kesilmiş şerit halinde parça Textile
- posttan kesilen parça Textile
- eşit yükseklikteki kare bloklarla örülen taş duvar Construction
- erim menzil Construction
- taşıtın yakıt almadan kat edebildiği azami mesafe Automotive
- tek depo ile kat edilebilen azami mesafe Automotive
- aynı fiyatların uygulandığı, aynı bölgedeki bir grup nakliye limanı Transportation
- radyo renç istasyonu Aeronautic
- hava seyrüseferine yardım amaçlı radyo istasyonu Aeronautic
- sıra dizi Marine
- dağılım aralığı Food Engineering
- (genellikle katı yakıtla ısıtılan) fırınlı ocak Gastronomy
- değer kümesi Math
- görüntü kümesi Math
- açıklık Statistics
- genişlik Statistics
- elektron veya proton gibi iyonize radyasyon parçacıklarının, iyonlaşmaya sebep olmadan önce kat edebildiği mesafe Physics
- bitey alanı Biology
- flora Biology
- fauna Biology
- bitki örtüsü Biology
- direy Biology
- tabii mera Agriculture
- yayılım alanı Environment
- abd'de arazi etüdü yapılırken belirli bir boylam çizgisinden itibaren doğu ve batı olmak üzere numaralandırılan, her biri altı mil kareden oluşan arazi parçası Geography
- iki nirengi noktası arasındaki yatay mesafe Geography
- füze test alanı Military
- seyir menzili Military
- uçuş menzili Military
- hareket sığası Military
- seyir sığası Military
- atış yeri Sport
- ses genişliği Music
- (kütüphanede) iki taraflı kitaplık Librarianship
fiil
- boyunca gitmek General
- tarafına çevirmek General
- turlamak General
- bulunmak (bir yerde) General
- yayılmak General
- doğrultmak General
- dizmek General
- sınıflandırmak General
- sıralı olmak General
- akıp gitmek General
- olmak General
- sıra halinde olmak General
- gezinmek General
- dizilmek General
- dağılmak General
- menzilini bulmak General
- yetişmek (bir yerde) General
- ayarlamak General
- otlatmak General
- gezmek General
- düzeltmek General
- erimi olmak General
- uzanmak General
- katılmak General
- dolaşmak General
- erişmek General
- sıralamak General
- (sahil) boyunca seyretmek General
- safında bulunmak General
- ... ile ... arasında değişkenlik göstermek General
- kapsamak General
- uzanıp gitmek General
- sınıfında bulunmak General
- tasnif etmek General
- içermek General
- amaçsızca dolaşmak General
- (bazı sınırlar arasında) değişmek General
- (belirli değerler arasında) değişiklik göstermek General
- düzenlemek General
- düzene koymak General
- sıraya koymak General
- tanzim etmek General
- tertip etmek General
- yerleştirmek General
- sınıflara ayırmak General
- göz gezdirmek General
- kısaca incelemek General
- keşif gezisine çıkmak General
- sürtmek Colloquial
- telemetre kullanarak menzil bulmak Technical
- (güvertede çapa atmak üzere) halat rodasını açmak Marine
- demir atarken (gemiyi) ileri geri hareket ettirmek Marine
- (teleskobu) çevirmek Astronomy
- (teleskobu) doğrultmak Astronomy
- otlamak Breeding
- (silahla) nişan almak Military
- (silahı) çevirmek Military
- (silahı) doğrultmak Military
- nesnenin menzilini arka arkaya ve giderek yükselen kısa atışlar yaparak tespit etmek Military
- nişan almak Military
- satır kenarlarını düzgün hale getirmek Printery
- kararsız davranmak Archaic
- tutarsız olmak Archaic
Tanımlar (İngilizce)
- isim A line or series of mountains, buildings, etc.
-
isim
A fireplace; a fire or other cooking apparatus; now specifically, a large cooking stove with many burners (hotplates).
“Therein an hundred raunges weren pight, / And hundred fournaces all burning bright; / By euery fournace many feendes did byde, / Deformed creatures, horrible in ſight, / And euery feend his buſie paines applyde, / To melt the golden metall, ready to be tryde.”
-
isim
Selection, array.
“We sell a wide range of cars.”
- isim An area for practicing shooting at targets.
- isim An area for military training or equipment testing.
-
isim
The distance from a person or sensor to an object, target, emanation, or event.
“We could see the ship at a range of five miles.”
-
isim
The maximum distance or reach of capability (of a weapon, radio, detector, etc.).
“This missile's range is 500 kilometres.”
-
isim
The distance a vehicle (e.g., a car, bicycle, lorry, or aircraft) can travel without refueling.
“This aircraft's range is 15 000 kilometres.”
-
isim
An area of open, often unfenced, grazing land.
“There is a young cowboy, he lives on the range / His horse and his cattle are his only companions”
-
isim
The extent or space taken in by anything excursive; compass or extent of excursion; reach; scope.
“Far as Creation’s ample range extends, / The ſcale of Senſual, Mental pow’rs aſcends : / Mark how it mounts, to Man’s imperial race, / From the green myriads in the peopled graſs !”
- isim The set of values (points) which a function can obtain.
- isim The length of the smallest interval which contains all the data in a sample; the difference between the largest and smallest observations in the sample.
-
isim
The defensive area that a player can cover.
“Jones has good range for a big man.”
- isim The scale of all the tones a voice or an instrument can produce.
- isim The geographical area or zone where a species is normally naturally found.
-
isim
A sequential list of values specified by an iterator.
“std::for_each calls the given function on each value in the input range.”
-
isim
An aggregate of individuals in one rank or degree; an order; a class.
“The next Range of Beings above him are the pure and immaterial Intelligences , the next below him is the sensible Nature.”
-
isim
The step of a ladder; a rung.
“the first range of that ladder”
- isim A bolting sieve to sift meal.
-
isim
A wandering or roving; a going to and fro; an excursion; a ramble; an expedition.
“, "Taking Pleasure in Other Men's Sins" He may take a range all the world over.”
- fiil To travel over (an area, etc); to roam, wander.
-
fiil
To rove over or through.
“to range the fields”
-
fiil
To exercise the power of something over something else; to cause to submit to, over.
“The soule is variable in all manner of formes, and rangeth to her selfe, and to her estate, whatsoever it be, the senses of the body, and all other accidents.”
-
fiil
To bring (something) into a specified position or relationship (especially, of opposition) with something else.
“At last we gained such an offing, that the two pilots were needed no longer. The stout sail-boat that had accompanied us began ranging alongside.”
-
fiil
Of a variable, to be able to take any of the values in a specified range.
“The variable x ranges over all real values from 0 to 10.”
-
fiil
To classify.
“to range plants and animals in genera and species”
-
fiil
To form a line or a row.
“The front of a house ranges with the street.”
-
fiil
To be placed in order; to be ranked; to admit of arrangement or classification; to rank.
“And range with humble livers in content.”
-
fiil
To set in a row, or in rows; to place in a regular line or lines, or in ranks; to dispose in the proper order.
“Maccabeus ranged his army by hands.”
-
fiil
To place among others in a line, row, or order, as in the ranks of an army; usually, reflexively and figuratively, to espouse a cause, to join a party, etc.
“It would be absurd in me to range myself on the side of the Duke of Bedford and the corresponding society.”
Eş anlamlılar
Zıt anlamlılar
İlgili gramer konuları
Bu kelimenin türüne göre konu anlatımları: